Nurgül Anne
Ürünlerimiz hijyenik ortamda üretilip siz değerli müşterilerimize sunulmuştur. Tamamen geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürünlerimi rahatlıkla tüketebilirsiniz. Afiyet olsun.
TARHANA NEDİR ?
Tarhana çorbası Türklere özgü bir gıda maddesi olup içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde oldukça besleyici bir çorbadır. Yaz aylarında yapılır kış aylarında tüketilmek için stoklanır. Tarhana çorbası her öğün yenebilen bir gıdadır. Rivayete göre eskiden yoğurdun saklanma yöntemi araştırılırken bulunduğu söylenir.
Sağlıklı besinlerle üretilen tarhananın önemli bir kısmı yoğurttur. Oldukça uzun süre saklanabilen tarhana çok kolay pişen ve sindirilen bir çorba olduğu için diyetlerin de vazgeçilmezidir. Tarhana çorbasının lezzetini de düşünürsek bu kadar sık tüketimine şaşırmamak gerek..
Özellikle Kütahya, Uşak, Denizli ve Kahramanmaraş’ta ünlü olan tarhana Ege ve İç Anadolu Bölgesinde oldukça meşhurdur. Yörelere göre farklılık gösteren tarhananın genellikle ana malzemeleri un, yoğurt, soğan, yeşil ve kırmızı biber, domates ve baharat olarak gösterilebilir.
Faydaları :
Tarhananın faydaları saymakla bitmez. İçinde besin değeri yüksek bol vitamin ve mineralli gıdalar bulunur. Her yaşta rahatlıkla tüketilebilir. Kış aylarının vazgeçilmezi olan tarhana mayalama yani fermantasyon sonucu elde edilir. Bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi yararlı maddeler vardır. Yükselen kan basıncını düşürür ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Çok etkili kolesterol düşürücüdür. Mide asidini düzenler. İçerisinde soğan bulunur bu yüzden içerisinde kansere karşı koruma sağlayan antioksidan etkili quarcetin vardır.
Bağırsakları temizler ve damar daralmasını önlemeye yardımcı olur. Nefes borusunu temizler ve tokluk hissi verdiği için diyetlerin vazgeçilmezidir.
Tarhananın Hikayesi:
“Bir akşam Yavuz Sultan Selim ve vezirinin Edirne’de Ramazan ayında kılık değiştirip sokaklarda gezmek isterler. O dönemde Edirne’de Ramazan ayında misafirperverlik çok fazla. Bir esnaf dükkanı kapatıp evine giderken bir çok eve iftara çağrılıyormuş. ‘Gel bizde iftar yap’ diye. Sultan Yavuz bunu bildiği için böyle bir şey yapıyor. Dar gelirli bir mahallede akşam saatlerinde dolaşırken top patlıyor. Eski bir evin önünde yaşlı bir kadın seslenir ‘Gelin evlatlarım top patladı. Karnınız açtır. Allah ne verdiyse yiyelim.’ Sultan Yavuz ve vezir içeri girer ve selam verirler. Yer sofrası ve bir yaşlı amca görürler içeride. Sofraya otururlar ve sofraya sadece çorba gelir. Çorbalar içilir. Sofraya başka bir yemek gelmez. Sultan Yavuz ve vezir başka bir şeyleri olmadığını anlar yaşlı ailenin. Vezir o sırada ‘Padişahım gördünüz mü ne kadar lezzetli bir çorbaydı’ der. Yaşlı karı koca padişah olduğunu anlayınca çok üzülürler. ‘Aaa siz padişah ve vezir misiniz?’ derler. ‘Kusura bakmayın biz yoksul ve dar gelirli insanlarız. Bu dar hanemizde ancak bu çorbamız var. Dar hane çorbası ikram edebildik size. Başka bir şey ikram edemedik’ derler. Sultan Yavuz evden ayrılır ve çok etkilenir durumdan. Mahalle halkına ciddi bir yiyecek yardımında bulunur. Dar hane çorbası, zamanla tarhana çorbasına dönüşür.”

